TinyMCE kütüphanesinin jQuery paketi entegre çalışan sürümünü kullanmak, aşağıdaki gibidir:
Önce gerekli scriptleri eklenir:
<script src="/js/jquery-1.10.2.js" type="text/javascript"></script>
<script src="/js/tinymce/tinymce.min.js" type="text/javascript"></script>
<script src="/js/tinymce/jquery.tinymce.min.js" type="text/javascript"></script>
Sonra tinymce fonksiyonunu çağrırarak editör'ün gösterilmesi ve set edilmesi sağlanır:
...
<script type="text/javascript">
$(document).ready(function () {
$(".editorTinyMCE").tinymce({
theme: 'modern'
, encoding: 'xml'
});
});
</script>
...
Asp.net sayfasındaki(.aspx) input elementinin bulunduğu kısmı:
...
<table>
<tr>
<td valign="top">
Uzun İçerik
</td>
<td>
<asp:TextBox runat="server" ID="txtUzunIcerik" TextMode="MultiLine" Columns="50" Rows="10" CssClass="editorTinyMCE"></asp:TextBox>
</td>
</tr>
</table>
...
Yıkarıdaki kodda "editorTinyMCE" adındaki css class'ına ait DOM input elementinin editöre dönüşümü sağlanmış oluyor. encoding:'xml' tanımı ile de asp.net webform sayfasında oluşan "A potentially dangerous Request.Form value was detected" hatasını engellemiş oluyoruz. input değeri encode edilmiş şekilde sunucu tarafına post edilir. Asp.net sayfasının sunucu tarafında ise orjinal değeri(html encode yapılmamış) elde edebilmek için ise şu şekilde dönüşüm yapılabilir;
...
duyuru.UzunIcerik = HttpUtility.HtmlDecode(txtUzunIcerik.Text);
...
Veritabanında değeri alıp, .aspx sayfasında gösterim için şu şekilde yapılır:
...
txtUzunIcerik.Text = HttpUtility.HtmlDecode(record.UzunIcerik);
...
postback işleminden sonra tekrar geri gönderimde tinyMCE editöründe düzgün şekilde görünmesi için HtmlDecode yapılması gerekmektedir:
...
txtUzunIcerik.Text = HttpUtility.HtmlDecode(txtUzunIcerik.Text); // encode olarak gelen veri tekrar dönüştürülüyor
...
Kaynaklar:
http://stackoverflow.com/questions/21434388/how-do-i-use-tinymce-jquery-package-and-what-is-the-difference-with-tinymce-jque
http://myprogrammingblog.com/2012/03/05/how-to-setup-tinymce-using-asp-net-c-how-to-customize-tinymce-buttons/
http://blog.tentaclesoftware.com/archive/2012/05/21/asp-net-4-0-tinymce-and-ldquoa-potentially-dangerous-request.aspx
http://www.codedigest.com/Articles/ASPNET/319_Using_TinyMCE_Editor_in_ASPNet.aspx
C#, .NET, .Net Core
ASP.NET MVC, ASP.NET Web Forms, ASP.NET Core
HTML 5, CSS 3, Javascript, jQuery, Bootstrap
Entity Framework, NHibernate, Dapper
Sql Server, MySql, Oracle
Windows Server, Ubuntu, Debian, Pardus
Xamarin Forms, Android Studio
--- The future of the open web platform is looking very bright!
--- .NET is a free, cross-platform, open source developer platform for building any app.
Google Analytics İzleme
27 Mart 2014
18 Mart 2014
Highcharts - Grafik üzerinde yerel saate göre gösterim yapılması
Highcharts js grafik kütüphanesi ile grafik çizildiğinde, tanımlanan tarih bilgileri +0.0 saat bölgesine göre gösterir. Bunun yerine yerel yani local zamana göre gösterim için useUTC: false şeklinde tanımlama yapmak gerekmektedir.
Örnek kullanım:
$(function () {
Highcharts.setOptions({ // This is for all plots, change Date axis to local timezone
global : {
useUTC : false
}
});
}
);
Kaynak:
http://api.highcharts.com/highcharts#global
http://jsfiddle.net/VrJN2/
http://forum.highcharts.com/highcharts-usage/highcharts-dateformat-bug-t7679/
Örnek kullanım:
$(function () {
Highcharts.setOptions({ // This is for all plots, change Date axis to local timezone
global : {
useUTC : false
}
});
}
);
Kaynak:
http://api.highcharts.com/highcharts#global
http://jsfiddle.net/VrJN2/
http://forum.highcharts.com/highcharts-usage/highcharts-dateformat-bug-t7679/
03 Mart 2014
SQL Server - Veritabanı ismini değiştirme esnasındaki hata
Veritabanını değiştirme işlemi yaparken
"Unable to rename [database] ..."
şeklinde hata aldım. Veritabanını tek kullanıcı moduna getirip işlem yapılabiliyor. İşlemi yaptıktan sonra tekrar çok kullanıcı moduna geçirilir.
Bunun için aşağıdaki script ile işlem yapılabilir:
Alıntı:
http://michaeljswart.com/2010/04/forcefully-rename-a-sql-server-database/
http://developlop.com/2012/05/sqlde-unable-to-rename-database-sql-server-hatasi/
http://www.mssqltips.com/sqlservertip/1122/how-to-rename-a-sql-server-database/
"Unable to rename [database] ..."
şeklinde hata aldım. Veritabanını tek kullanıcı moduna getirip işlem yapılabiliyor. İşlemi yaptıktan sonra tekrar çok kullanıcı moduna geçirilir.
Bunun için aşağıdaki script ile işlem yapılabilir:
ALTER DATABASE [old_name] SET SINGLE_USER WITH ROLLBACK IMMEDIATE GO ALTER DATABASE [old_name] MODIFY NAME = [new_name] GO ALTER DATABASE [new_name] SET MULTI_USER GO
Alıntı:
http://michaeljswart.com/2010/04/forcefully-rename-a-sql-server-database/
http://developlop.com/2012/05/sqlde-unable-to-rename-database-sql-server-hatasi/
http://www.mssqltips.com/sqlservertip/1122/how-to-rename-a-sql-server-database/
27 Şubat 2014
Şekilsel Gösterimler ve Resimler
SQL Join ifadelerinin nasıl sonuç verdiğini gösteren güzel bir resim:
SQL Injection süreci:
Planlamalar ve Yaşananlar:
Web ve DB sunucularını Load balancer ile ayarlama
Kaynak:
http://msmvps.com/blogs/omar/archive/2006/08/28/cost-effective-failsafe-2-server-load-balanced-web-amp-amp-db-servers.aspx
--
Steve Jobs, ailesinin garajında Steve Wozniak'la birlikte 'tarih yazmaya' 30 günde 50 bilgisayar üreterek başladılar.
1975 yılında Bill Gates ve Paul Allen, geleceğin en büyük teknolojisini bir garajda kurdular.
Stanford'da okuyan Larry Page ve Sergey Brin, 1998'de Google kurmaya burada karar verdiler.
HP de, 1939'da bu garajda kurulmuştu. Ve sadece 538 dolar harcadılar...
--
Mysql Mimarisi:
--
Şifreleme Türleri:
--
Yazılım Dillerinin Çıkış Yılları
--
Agile Development
--
Voice Over IP
--
Asp.net Mvc request life cycle
--
20 Şubat 2014
Sistem - Excel'in Limitleri
Max. Rows
|
Max. Columns
|
Max Columns by letter
| |
Excel 2010
|
1,048,576
|
16,384
|
XFD
|
Excel 2007
|
1,048,576
|
16,384
|
XFD
|
Excel 2003
|
65,536
|
256
|
IV
|
Excel 2002 (XP)
|
65,536
|
256
|
IV
|
Excel 2000
|
65,536
|
256
|
IV
|
Excel 97
|
65,536
|
256
|
IV
|
Excel 95
|
16,384
|
256
|
IV
|
Excel 5
|
16,384
|
256
|
IV
|
http://news.office-watch.com/t/n.aspx?articleid=1408&zoneid=9
http://office.microsoft.com/en-us/excel-help/excel-specifications-and-limits-HP010342495.aspx
http://superuser.com/questions/366468/what-is-the-maximum-allowed-rows-in-a-microsoft-excel-xls-or-xlsx
15 Şubat 2014
Sektörel - Analitik 3.0'ı sindiremeyen iş süreçlerini iyi kavrayamaz
Dünya Gazetesi yazarlarından Dr. Rüştü Bozkurt ise analitik 3.0 içine sindirememiş işadamının kendi iş süreçlerini iyi kavrayamayacağını dile getirdi. Bozkurt, şunları söyledi: "Peki nedir bu analitik 1.0, 2.0 ve 3.0? Eğer siz işinizle ilgili verilere dayalı karar veriyorsanız yani alışkanlıktan analize geçtiyseniz, bu analitik 1.0'dır. Maalesef Türkiye'deki işletmelerin yüzde 90'ı bu seviyede değil. Analitik 2.0, büyük veriyi ehilleştirerek bunun içinde kendi işinize yarayan bilgileri ayıklayabilecek düzeye gelinmesidir. Analitik 3.0 ise; Eğer siz bu verileri aldıktan sonra bu bilgileri ürünün içine sindirip, farklılaştıramıyorsanız size gelecek hakkı yoktur."
Alıntı:
http://www.istekobi.com.tr/kobi-bilgi-merkezi/haberler/gaziantep-buyumesini-data-ve-bulut-bilisimle-surdurecek-h23457.aspx
Alıntı:
http://www.istekobi.com.tr/kobi-bilgi-merkezi/haberler/gaziantep-buyumesini-data-ve-bulut-bilisimle-surdurecek-h23457.aspx
01 Şubat 2014
Sektörel - Fiyat, zaman ve teknoloji transferi
“Bizim tavrımız net, Tabii ki Türkiye NATO üyesi bir ülke, Suriye sınırında NATO’nun Partiotları var. Bu bir tarafa. Ancak şunu da bilmek durumundayız, Türkiye bulunduğu bölge dolayısıyla savunma sanayini güçlü tutmak zorunda olan bir ülke. Böyle bir ülke savunma ihtiyacını ticari bir mesele olarak ele alamaz. Bizi bağımlılıktan kurtaracak politikalar izlemeye hakkımız var, buna mecburuz. Bir baraj inşaatında bile finans kurumları sizi finanse etmekten vazgeçebiliyor. Öne alacağımız üç mesele var. Fiyat, zaman ve teknoloji transferi. Özellikle teknoloji transferi ve Türkiye’de üretim konusunu dikkate alarak değerlendiriyoruz. Bunları açıklıkla anlatınca anlıyorlar. Nitekim teklifi yenileyelim diyorlar. ”
Abdullah GÜL
Alıntı:
http://haber.stargazete.com/politika/gul-miti-tartismak-yanlis/haber-837407
Abdullah GÜL
Alıntı:
http://haber.stargazete.com/politika/gul-miti-tartismak-yanlis/haber-837407
30 Ocak 2014
Sektörel - Türk firmaları yeterliliğe sahip
Teknoser Genel Müdürü Esra Öztezcan, Türk firmaları için çözümün yabancı şirketlerde yatmadığını söyledi
Türkiye genelinde 65 hizmet noktasıyla IT alanında hizmet veren Teknoser, büyüme hızıyla doğru orantılı olarak esnekliğini de artırıyor. Türkiye’nin organizasyonel davranış alanında uzmanlaşan az sayıdaki yöneticilerinden biri olan Teknoser Genel Müdürü Esra Öztezcan, iş dünyasının alışık olmadığı bir yönetim şekliyle başarısını sürekli artırırken, Türkiye’deki IT altyapısının ihtiyaçlarını da yakından takip ediyor.
Türkiye’deki IT sektörünün gelişimini ntvmsnbc’ye anlatan Öztezcan, artan hizmet kalitesi ve esneklik ile altyapının sürekli geliştiğini belirtirken, yerel firmaların beklediği kesin çözümün yabancı firmalarda yatmadığına dikkat çekti.
Organizasyonel davranışları analiz etmek çalışanın motivasyonu ve şirket kültürünün gelişmesinde ne gibi etkiler doğuruyor? Bu alanda uzman bir yönetici olarak organizasyonel davranışın önemini nasıl ifade edebilirsiniz?
İnsanı anlamakla başlıyor aslında her şey. Ve kendinizi her bir çalışanın yerine koymakla... Çalıştığımız şirketten neler bekleriz? Duygularımızı harekete geçiren sebepler nelerdir? Heyecan, korku, hırs bile olumluya çevrilebilir. Yeter ki her çalışana birey olarak kendisine saygı duyulduğunu, fikirlerine önem verildiğini, toplama faydasını hissettirebilelim.
Hepimiz fark edilmek, sesimizin duyulduğunu hissetmek istiyoruz. Ekibin ve başarının parçası olmak istiyoruz. Bunun için yapmamız gerekenlerin “doğru” tarifi önemli. Tanımlı beklenti, tanımlı hedef, doğru ve açık iletişim burada devreye giriyor. Bir süre sonra duyguları, tepkileri, heyecanları anlamaya ve her tanıştığınız insanda farklılıkları keşfetmeye çalışıyorsunuz. Bu yaklaşımın doğal refleks olduğu bir kültür yaratmak oluyor bütün hedefiniz.
Müşterilerimiz, çalışanlarımız, yöneticilerimiz, tedarikçilerimiz, rakiplerimiz tabii ki kurumlar ön planda, ama arka tarafta “insan” var. Bir eğitim fırsatım daha olsa, mutlaka psikoloji okurdum. İnsanı anlamak her şeyin başı ve maalesef en zoru.
Organizasyonel davranış da bu başlıklardan bir tanesi ve benim kendimi adadığım yönetim şekli. Davranışın nedenini çözmeden ilerlemek mümkün olmuyor. Daha verimli organizasyonel adımlar için “yaptım oldu” değil, “inandırdım, ikna ettim, olacak” güvenini yaşamalıyız. Oldukça emek yoğun bir süreç bu.
Cisco ve Microsoft gibi önde gelen firmalarda yıllarca çalıştınız. Bugün Teknoser'in Genel Müdürü konumundasınız. Geride bıraktığınız süreçte sizi en çok zorlayan ve en çok tecrübe kazandıran basamaklar ne oldu?
Ben hep biriktirmeye odaklandım. Ne istediğim kadar ne istemediğimi de tanımladım. “Sürdürülebilir başarı” kavramı geliştirdim kendi kendime. Yani altyapı sağlam olmalı, aldığımız görevi nasıl yapacağız diye değil, nasıl daha iyisini başarabiliriz diye düşünüyor olacağız. Kendi sınırlarımızı zorladığımızda ortaya çıkan sonuç daha motive edici ve bir sonraki başarı için ümit verici oluyor. Her zorluk bizi daha da mücadeleci yapıyor, her başarı da bir sorumluluk getiriyor beraberinde. Bu bir paket, yalnızca “başarı” kısmını alayım diye bir şey yok. Zorluklar ve sorumluluklar bir sonraki adım için gerekli. Zaten gelişim de bunun sonucunda ortaya çıkıyor. Ben kendimi “emekçi” olarak tanımlıyorum. Hedefi belirledikten sonra, sabırla emek vermeye başlıyorum ve bir şeyi elde ettiğim gün etrafımdaki ortak görüşün “hak etti” olması için çalışıyorum aslında. Emek vermeden, zaman harcamadan, hatta zorluk yaşamadan gelen başarıların mutluluğu hep eksik benim için.
22 yıllık iş hayatına dönüp baktığımda tüm zorluklar için, acılar için tecrübeler için minnettarım diyebilirim. En çok zorlandığım konu ise hep aynı: hem bu kadar insan odaklı olup, hem de sonuç odaklı olmayı aynı anda başarmaya çalışmanın zorluğu.
‘SANAL GÜVENLİK FARKINDALIĞI ARTIYOR’
Teknoser, veri merkezlerinin bakımı gibi iş ortaklarının özelleştiği alanlarda da kendisini geliştiriyor. Yeni alanlara odaklanırken Teknoser'in şirket kültürü ve organizasyon yapısını korumayı nasıl başarıyorsunuz?
Aslında yeni alanlara yani sistem entegratör tarafına odaklanırken, hem organizasyon yapısını değiştirdik, hem de şirket kültürünü dönüştürüyoruz. Tabii ki hep daha iyiyi hedefliyoruz. Değişen iş modelleri ile birlikte tüm paydaşların “mutlu olma” tanımları da değişiyor. Her büyüyen şirket gibi biz de bir dönüşüm geçiriyoruz. Kolay olmuyor ama sonuçları ortada.
Türkiye'de Teknoser'in de fazlasıyla hizmet verdiği finans sektörü başta olmak üzere birçok sektörde firmalar yabancı şirketlerin IT hizmetlerini tercih ediyor. Teknoser'in IT alanında giderek güçlenmesi Türkiye'nin teknik bilgi açığını kapatmasına yardımcı oluyor diyebilir miyiz?
Yerel firmalara olan güven, sektörde son 5 yılda birkaç firmanın yaşadıkları dolayısıyla sarsılmıştı. Ancak müşterilerimiz bence yabancı firmaların da çözüm olmadığını gördü . Hizmet veren firmada aranan özelliklerin başında tabii ki hizmet kalitesi geliyor ama hemen arkasından da esneklik ve hız yer alıyor. Benim küresel firmalardan sonra yerel firmalarda çalışmaya başlayınca kendimi bulmamın ve keşfetmemin sebebidir bu. Hiçbir sürece müdahale edemediğiniz durumda gelişim ve düzelme mümkün olmuyor. Halbuki alınacak IT hizmetinin standartları dahilinde farklı farklı modelleri çıkarılabilir ve her müşteri kendi tarifini ortaya koyabilir. İşte buna cevap verebilmek önemli. Hem de hızla... 5 onay mekanizmasına gerek kalmadan iyileşmeye evet demekten bahsediyorum. Dozunda kurumsallık diyorum.
Teknoser belki de şu anda, Türkiye’nin en çok envantere hizmet veren IT şirketi. İşte bu büyüklük bizim enerjimizi ve esnekliğimizi almasın diye çalışıyorum. Finansal açıdan güçlü, EBİTDA’sına odaklanan, operasyonel verimlilik için sürekli kafa yoran yerel bir şirket her zaman tercih edilecektir. Biz müşterilerimizi daha iyi anlayan olacağız.
Teknoser güvenlik alanında da teknoloji danışmanlığı ve hizmetleri sunuyor. Kablosuz ağlar ve veri trafiğinin korunması konusunda Türk firmaların yeterince bilinçli olduğunu söyleyebilir misiniz?
Mobilitenin yaygınlaşması ve kablosuz ağların yayılması ile firmalarda farkındalık zorunlu olarak oluşmaya başladı. Özellikle bankalarda ve holding yapılarında, NAC (Network Access Control) temelli sistemlerde artış gözleniyor. Önümüzdeki senelerde müşterilerimizin büyük bir kısmında kablolu ve kablosuz ağ güvenliği standart haline gelecektir.
POS sistemlerinin ardından Teknoser’in en çok çözüm sunduğu alanlar hangileri? Türkiye’deki IT yapısının güçlenmesiyle firmalar en çok hangi alanlarda yardım talep ediyor?
Özellikle kablosuz ağ yapılandırması, NAC, video konferans sistemleri, IP telefon projeleri, sanallaştırma, veri depolama sistemleri ve tüm bu çözümlerin hizmet tarafı (danışmanlık, kurulum ve bakım) odaklandığımız ve kendimizi geliştirdiğimiz alanlar. Hizmet tarafında dış kaynaklı personel ve saha bakım işleri müşterilerimizin bize en çok ihtiyaç duyduğu alanlar oluyor.
‘SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ TALKİP EDEN ŞİRKETLER KAZANACAK’
Türkiye'de girişimciler aşırı sabırsız; yöneticiler de minimum çalışan maksimum kar düşüncesini fazlasıyla yansıtıyor. Siz öne çıkan bir lider olarak Türkiye'nin girişimci-yönetici tablosunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben her zaman sürdürülebilirlikten yanayım. Girişimci de, yönetici de kısa dönem hedefleri gerçekleştirmeye odaklanırsa, sürdürülebilirliği kim düşünecek? Yalnızca girişimciyi mutlu etmeye çalışan yönetici figürü maalesef çok yaygın. Ancak her iki tarafın rollerini ve karşılıklı beklentilerini iyi tanımlayamadıkları durumda, sürdürülebilirliği riske atmadan kararlar alınabilir. Diğer sektörler hakkında bir şey söyleyemem, ama hizmet ağırlıklı IT firmalarında kısa dönemli bakış açıları ve yönetim tarzı tüm sistemi tehlikeye sokar. Bizim gibi yetkinlik seviyesi yüksek çalışan profillerle çözüm firmalarının girişimcileri de sabırsız olamaz, yöneticileri de minimum maliyet, maksimum kar diye düşünemez. Her iki taraf da bilir ki bu bir yatırım ve sabır işidir.
2012'nin ortasında Teknoser'in başına geçtiniz ve 2013'te koyduğunuz yüzde 70 büyüme, yüzde 130 olarak gerçekleşti. Kısa zamanda bu başarının elde edilmesindeki sır nedir?
Hayali doğru kurmak, hedefi doğru koymak, odaklanmak ve bunun bir takım işi olduğunu bilmek. Ve şans!
2015’e uzanan planları belirlemiş durumdasınız. Teknoser 2015 sonunda nasıl bir performans bekliyor?
Önce tabii 2014 var önümüzde. Çok zor bir yıl olacak ve beraberinde fırsatlar da sunuyor olacak. Ebitda bazında yüzde 40 büyüme hedefi koyduk bu yıl. Pazardaki değişimlere ve fırsatlara açık olup, anlık tepki üretebilmek üzere kuruyoruz 2014 stratejimizi.
2015 sonunda pazardaki Teknoser algısının: “ Etrafında yarattığı ekosistem ile tüm paydaşlarına en yenilikçi, esnek ve rekabetçi bilgi ve iletişim teknolojileri çözümleri üretebilen, profesyonel hizmet yetkinlikleri, yaygın saha hizmetleri, proje yönetimi ve finansman kabiliyetleri ile ulusal ve uluslararası iş ortakları tarafından tercih edilen; müşterilerinin iş hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayan, sürdürülebilir büyümesini kanıtlamış lider sistem bütünleştirici” olması için tüm çabamız.
Rekabet ağır olacak, başarı tanımı sürekli daha zorlayıcı olacak, ekonomik, politik değişimler yoğun olacak, bunların hiçbiri sürpriz değil.
Sürdürülebilirliğin peşinden giden, gelişmekten ve geliştirmekten vazgeçmeyen, çaba harcamaktan yorulmayan şirketler her zaman kazanacaklar.
Alıntı:
http://www.teknolojigundem.com/internet-haberleri/turk-firmalari-yeterlilige-sahip-570076.htm
29 Ocak 2014
Güvenlik - Mobil ağlara yönelik siber tehlike artıyor
Servis sağlayıcıları ve kurumsal ağları DDoS saldırılarına karşı koruyan Arbor Networks'ün araştırmasına gore, 2013'te mobil ağlara yönelik siber saldırılar yüzde 36, şifreli web hizmetlerini (https) hedef alan uygulamalara yönelik saldırılar yüzde 17 arttı. Bir yıl önceki raporda kaydedilen en büyük saldırı saniyee 100 Gb iken, 2013'ün en yüksek boyutlu saldırısının saniyede 309 Gb'a ulaştığı açıklandı. Yüksek hacimli saldırılar artarken, veri merkezleri de sıklıkla etkili saldırılara hedef oldu.
Kurumlar ve servis sağlayıcıları için online hizmetleri engelleme amaçlı saldırılar (DDoS saldırıları) ve siber tehditlere karşı gelişmiş koruma çözümleri sunan Arbor Networks, Kasım 2012 - Ekim 2013 dönemini kapsayan dokuzuncu Yıllık Küresel Altyapı Güvenliği Raporu'nu yayımladı. Dünyanın dört bir yanından servis sağlayıcılar, şirketler, bulut ve barındırma hizmet sağlayıcıları ve diğer ağ operatörlerinden 220'sinin katılımıyla gerçekleştirilen anket sonucu ortaya çıkan veriler, bilgi güvenliği alanında artan tehdit ve saldırıların gerçek boyutunu ortaya koyuyor.
Rapordan önemli satır başlıkları şöyle:
-Şifreli web hizmetlerini (https) hedef alan uygulama katmanı saldırıları, geçen yıla oranla yüzde 17 arttı.
-Önceki yılki raporda kaydedilen en yüksek saldırı saniyede 100 Gb boyutundaydı. Bu yılki dokuzuncu raporda ise en yükseği saniyede 309 Gb boyuta ulaşmakla birlikte, saniyede 200, 191, 152, 130 ve 100 Gb'lık saldırılar da kayıtlara geçti.
-Veri merkezlerinin yüzde 70'i bu yıl içinde bir dağıtık hizmet engelleme saldırısına (DDoS); yani İnternet sitesi üzerinden verdiği hizmetlerin engellenmesini amaçlayan bir saldırıya maruz kaldıklarını açıkladı. Bu sayı, önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 50 artışa işaret ediyor.
-Veri merkezlerinin yüzde 10'u her ay 100'ü aşkın saldırıya maruz kalıyor.
-Anket katılımcılarının üçte birinden çoğu DNS altyapısı üzerinde müşterilerini etkileyen DDoS saldırılarına maruz kaldıklarını belirtirken, bu oran geçen yıla gore yüzde 25'lik bir artışı kayıtlara soktu.
-Katılımcıların yüzde 25'inden çoğu, kurumlarında DNS güvenliğinden sorumlu bir grup bulunmadığını belirtti.
-Anket katılımcılarından mobil hizmet sunan şirketlerden yaklaşık yüzde 25'i mobil İnternet altyapılarını etkileyen DDoS saldırılarıyla karşılaştıklarını açıkladı. Bu, önceki yılın iki mislinden de fazla bir oran.
-Mobil hizmet sağlayıcıların yüzde 20'sinden fazlası, herhangi bir güvenlik olayı nedeniyle müşterilerinin sayısında geçen yıla oranla üçte bir oranında gözle görülür bir azalma yaşadıklarını belirttiler.
Alıntı:
http://finans.mynet.com/haber/detay/ekonomi/mobil-aglara-yonelik-siber-tehlike-artiyor/91821
Kurumlar ve servis sağlayıcıları için online hizmetleri engelleme amaçlı saldırılar (DDoS saldırıları) ve siber tehditlere karşı gelişmiş koruma çözümleri sunan Arbor Networks, Kasım 2012 - Ekim 2013 dönemini kapsayan dokuzuncu Yıllık Küresel Altyapı Güvenliği Raporu'nu yayımladı. Dünyanın dört bir yanından servis sağlayıcılar, şirketler, bulut ve barındırma hizmet sağlayıcıları ve diğer ağ operatörlerinden 220'sinin katılımıyla gerçekleştirilen anket sonucu ortaya çıkan veriler, bilgi güvenliği alanında artan tehdit ve saldırıların gerçek boyutunu ortaya koyuyor.
Rapordan önemli satır başlıkları şöyle:
-Şifreli web hizmetlerini (https) hedef alan uygulama katmanı saldırıları, geçen yıla oranla yüzde 17 arttı.
-Önceki yılki raporda kaydedilen en yüksek saldırı saniyede 100 Gb boyutundaydı. Bu yılki dokuzuncu raporda ise en yükseği saniyede 309 Gb boyuta ulaşmakla birlikte, saniyede 200, 191, 152, 130 ve 100 Gb'lık saldırılar da kayıtlara geçti.
-Veri merkezlerinin yüzde 70'i bu yıl içinde bir dağıtık hizmet engelleme saldırısına (DDoS); yani İnternet sitesi üzerinden verdiği hizmetlerin engellenmesini amaçlayan bir saldırıya maruz kaldıklarını açıkladı. Bu sayı, önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 50 artışa işaret ediyor.
-Veri merkezlerinin yüzde 10'u her ay 100'ü aşkın saldırıya maruz kalıyor.
-Anket katılımcılarının üçte birinden çoğu DNS altyapısı üzerinde müşterilerini etkileyen DDoS saldırılarına maruz kaldıklarını belirtirken, bu oran geçen yıla gore yüzde 25'lik bir artışı kayıtlara soktu.
-Katılımcıların yüzde 25'inden çoğu, kurumlarında DNS güvenliğinden sorumlu bir grup bulunmadığını belirtti.
-Anket katılımcılarından mobil hizmet sunan şirketlerden yaklaşık yüzde 25'i mobil İnternet altyapılarını etkileyen DDoS saldırılarıyla karşılaştıklarını açıkladı. Bu, önceki yılın iki mislinden de fazla bir oran.
-Mobil hizmet sağlayıcıların yüzde 20'sinden fazlası, herhangi bir güvenlik olayı nedeniyle müşterilerinin sayısında geçen yıla oranla üçte bir oranında gözle görülür bir azalma yaşadıklarını belirttiler.
Alıntı:
http://finans.mynet.com/haber/detay/ekonomi/mobil-aglara-yonelik-siber-tehlike-artiyor/91821
27 Ocak 2014
Sistem - Process adına göre işlemleri sonlandırma
Process adına göre işlemleri sonlandırma:
Command prompt ekranında şu komutu kullanıyoruz:
taskkill /F /IM notepad.exe
Kaynak:
http://www.tech-recipes.com/rx/446/xp_kill_windows_process_command_line_taskkill/
http://www.techulator.com/resources/2924-To-kill-process-from-command-line-Windows.aspx
http://superuser.com/questions/374999/kill-process-by-name-and-owner
Command prompt ekranında şu komutu kullanıyoruz:
taskkill /F /IM notepad.exe
Kaynak:
http://www.tech-recipes.com/rx/446/xp_kill_windows_process_command_line_taskkill/
http://www.techulator.com/resources/2924-To-kill-process-from-command-line-Windows.aspx
http://superuser.com/questions/374999/kill-process-by-name-and-owner
14 Ocak 2014
jQWidgets - jqxGrid: Invalid column 'datafield' setting. jqxGrid's columns should be initialized with unique data fields. hatası
jQWidgets javascript kütüphanesindeki jqxgrid kontrolünde artık datafield bilgisi aynı olarak ikinci defa tanımlanamıyor. Bu kontrol version 2.8'den sonra gelmiş durumda.
İlgili çözüm:
http://www.jqwidgets.com/community/topic/version-2-8/
Kaynak:
http://www.jqwidgets.com/community/topic/version-2-8/
http://www.jqwidgets.com/community/topic/grid-column-datafield-naming-problem/
İlgili çözüm:
http://www.jqwidgets.com/community/topic/version-2-8/
Kaynak:
http://www.jqwidgets.com/community/topic/version-2-8/
http://www.jqwidgets.com/community/topic/grid-column-datafield-naming-problem/
03 Ocak 2014
Sektörel - Google Neden Başarılı?
İnsanın ihtiyaçları sınırlı olsa da, kendisini daha mutlu edeceğine inandığı ve hayatını kolaylaştıracak aygıtları ihtiyaç (!) haline getirir.
Bazen de bu türden aygıtlar gerçekten de çok zor olan işleri çok kolay hale getirebilir. İşte ‘arama motoru’ dediğimiz aygıt da tam olarak böyle birşey. Bir konuda bilgi sahibi olmak için önce onunla ilgili bilgilerin hangi kitaplarda olduğunu araştırır, sonra o kitapların nerede olduğunu bulur, daha sonra da istediğimiz bilgiyi o kitapların içinde arardık. Şimdi ise sadece Google’layıp merak edebileceğimiz hemen her konuda gerekli bilgiye ulaşabiliyoruz. Evet, Google sadece bir arama motorunun adı değil artık, o aynı zamanda bir fiil. Şimdiki zamanda Google’lamak çok sıradan bir ihtiyaç.
En İyi Arama Sonuçları ve Sırlı Algoritma
Google’ın diğer arama motorları arasındaki özel yerinin ve hakkında kitaplar yazılan başarısının birçok sebebi var mutlaka. Ancak başarılı görmemizin başlıca sebebi yaptığımız aramayla ilgili en iyi sonuçları veriyor olmasıdır. Elliden fazla ölçümlemeye dayanarak davranışlarımızı ölçerek bizi tanıyan ve yaptığımız aramada bizim dahî düşünemeyeceğimiz kadar işimize çok yarayacak sonucu getiren bir arama motorundan söz ediyoruz. Sır gibi sakladığı ve saklı tutmak için birçok katı önlem aldığı algoritmasıyla Google, bize en iyi ve en alâkalı sonuçları verir. Arama yapmak çok basit olduğu gibi, arama sonuçlarından işimize yarayan veriyi bulup çıkarmak da o kadar basittir. Benzer şeyleri rakipleri yapıyor olsa da, şüphesiz Google işini en kaliteli ve en basit şekilde yapıyor olduğu için şuan lider konumunda diyebiliriz.
Teknoloji ve AR-GE Yatırımları
AR-GE çalışmalarına ve teknolojiye her yıl yüzlerce milyon dolar yatırım yapan Google’ın yatırım miktarı, pazardaki büyüklüğüne yaraşır oranlarda. Diğer arama motorlarından çok daha yüksek miktarlarda teknoloji ve AR-GE’ye yatırım yapması ve insanların dijital dünyadaki tüm ihtiyaçlarına karşılık vermesi, Google başarısının bir başka sebebi.
E-postadan haritaya, Chromebook’tan Glass’a kadar neredeyse tüm dijital ihtiyaçlara cevap veren tek şirket Google diyebiliriz. İnternet balonlarıyla (loon) dünyada internet erişimi olmayan insan kalmaması için yaptığı çalışmalar dahî mevcut. Para ödediğimiz birçok üründen daha iyi olan ürünleri için bizden para istemiyor olması da bir başka başarı göstergesi. Peki tüm bu faydamıza görünen işleri Google nasıl ve neden yapıyor?
Arama Motorunu Para Makinesine Çevirme: Adwords ve Adsense Voltranı
Gelirinin yüzde 97 gibi büyük bir kısmını online reklamcılıktan kazanan Google’ın, dünyanın en büyük ölçekli ve en başarılı reklam şirketi olduğunu bilmeyenimiz azdır. Yüzlerce gelir çeşidi bulunmasına rağmen, gelirinin büyük bir kısmını Adwords’ten kazanır. Bu ürünü üzerinden aldığı reklamları tüm internete serpiştirerek reklamverenlerden gelir elde eder. Adsense ürünüyle de deyim yerindeyse bir Voltran oluşturan Adwords, internette websitesi olanlara reklam geliri elde etme imkânı da vererek, Google’ın gelir alanını genişletmede hiçbir arama motorunun yapamadığını yapar. Google, sadece arama motoru hizmeti vermekle kalmamış, bu hizmetini gelire dönüştürmeyi en iyi şekilde başarmıştır.
Takım Ruhu ve En İyileri Çalıştırmak
Peki tüm bu başarıları Google neye borçludur? Başlangıçta çok iyi bir fikre tutunan kurucuları Larry Page ve Sergey Brin’e mi? Elbette onların vizyon ve özverilerine saygı duyulmalı. Ancak Google’ı gerçek başarısına ulaştıran şey, sahip olduğu takım ruhu ve biraraya getirmeyi başardığı, kendi alanında en iyi olan insanlardır. Farklı zeka ve kişilikleri biraraya getirip bir harmoni oluşturmak oldukça önemli bir başarıdır, ki aslında tüm başarıları gerçekleştirecek başarı da budur diyebiliriz. Eğer Google ailesine dahil olmayı başardıysanız, artık kendinizi en iyiler ailesinde sayarsınız ve siz de –ailenin tabiriyle– bir Googler olmuşsunuzdur. Googler olmak, elde ettiğiniz başarıları her zaman takım çalışmasının bir neticesi olarak görmek ve başarıları yeterli bulmamak da demektir. Konuşacağınız her Googler size önce bundan bahsedecektir.
En İyi Marka ve En Sık Kullanılan Fiil: Google
Daha önce de söylediğimiz gibi Google artık sadece bir marka değil, fiil olarak da tarihe geçmiş bir başarı öyküsüdür. Sadece iyi pazarlamanın bir neticesi değil, bir işi ehline verince nasıl bir netice alınacağının ispatıdır. Büyümek ve sektöründe en iyi olmak isteyen şirketlerin ve girişimcilerin, Google’ın başarı öyküsünü iyi analiz etmesini şiddetle tavsiye ediyorum. Aynı hataları tekrarlamamak için hata yapanlara bakıp ders almak ne kadar gerekliyse, başarıya ulaşmak için en başarılı olanları analiz etmek ve örnek almak da o kadar gereklidir. Başarı için Google analiziyle başlayabilirsiniz.
MUSTAFA GERDAN
Alıntıdır.
Bazen de bu türden aygıtlar gerçekten de çok zor olan işleri çok kolay hale getirebilir. İşte ‘arama motoru’ dediğimiz aygıt da tam olarak böyle birşey. Bir konuda bilgi sahibi olmak için önce onunla ilgili bilgilerin hangi kitaplarda olduğunu araştırır, sonra o kitapların nerede olduğunu bulur, daha sonra da istediğimiz bilgiyi o kitapların içinde arardık. Şimdi ise sadece Google’layıp merak edebileceğimiz hemen her konuda gerekli bilgiye ulaşabiliyoruz. Evet, Google sadece bir arama motorunun adı değil artık, o aynı zamanda bir fiil. Şimdiki zamanda Google’lamak çok sıradan bir ihtiyaç.
En İyi Arama Sonuçları ve Sırlı Algoritma
Google’ın diğer arama motorları arasındaki özel yerinin ve hakkında kitaplar yazılan başarısının birçok sebebi var mutlaka. Ancak başarılı görmemizin başlıca sebebi yaptığımız aramayla ilgili en iyi sonuçları veriyor olmasıdır. Elliden fazla ölçümlemeye dayanarak davranışlarımızı ölçerek bizi tanıyan ve yaptığımız aramada bizim dahî düşünemeyeceğimiz kadar işimize çok yarayacak sonucu getiren bir arama motorundan söz ediyoruz. Sır gibi sakladığı ve saklı tutmak için birçok katı önlem aldığı algoritmasıyla Google, bize en iyi ve en alâkalı sonuçları verir. Arama yapmak çok basit olduğu gibi, arama sonuçlarından işimize yarayan veriyi bulup çıkarmak da o kadar basittir. Benzer şeyleri rakipleri yapıyor olsa da, şüphesiz Google işini en kaliteli ve en basit şekilde yapıyor olduğu için şuan lider konumunda diyebiliriz.
Teknoloji ve AR-GE Yatırımları
AR-GE çalışmalarına ve teknolojiye her yıl yüzlerce milyon dolar yatırım yapan Google’ın yatırım miktarı, pazardaki büyüklüğüne yaraşır oranlarda. Diğer arama motorlarından çok daha yüksek miktarlarda teknoloji ve AR-GE’ye yatırım yapması ve insanların dijital dünyadaki tüm ihtiyaçlarına karşılık vermesi, Google başarısının bir başka sebebi.
E-postadan haritaya, Chromebook’tan Glass’a kadar neredeyse tüm dijital ihtiyaçlara cevap veren tek şirket Google diyebiliriz. İnternet balonlarıyla (loon) dünyada internet erişimi olmayan insan kalmaması için yaptığı çalışmalar dahî mevcut. Para ödediğimiz birçok üründen daha iyi olan ürünleri için bizden para istemiyor olması da bir başka başarı göstergesi. Peki tüm bu faydamıza görünen işleri Google nasıl ve neden yapıyor?
Arama Motorunu Para Makinesine Çevirme: Adwords ve Adsense Voltranı
Gelirinin yüzde 97 gibi büyük bir kısmını online reklamcılıktan kazanan Google’ın, dünyanın en büyük ölçekli ve en başarılı reklam şirketi olduğunu bilmeyenimiz azdır. Yüzlerce gelir çeşidi bulunmasına rağmen, gelirinin büyük bir kısmını Adwords’ten kazanır. Bu ürünü üzerinden aldığı reklamları tüm internete serpiştirerek reklamverenlerden gelir elde eder. Adsense ürünüyle de deyim yerindeyse bir Voltran oluşturan Adwords, internette websitesi olanlara reklam geliri elde etme imkânı da vererek, Google’ın gelir alanını genişletmede hiçbir arama motorunun yapamadığını yapar. Google, sadece arama motoru hizmeti vermekle kalmamış, bu hizmetini gelire dönüştürmeyi en iyi şekilde başarmıştır.
Takım Ruhu ve En İyileri Çalıştırmak
Peki tüm bu başarıları Google neye borçludur? Başlangıçta çok iyi bir fikre tutunan kurucuları Larry Page ve Sergey Brin’e mi? Elbette onların vizyon ve özverilerine saygı duyulmalı. Ancak Google’ı gerçek başarısına ulaştıran şey, sahip olduğu takım ruhu ve biraraya getirmeyi başardığı, kendi alanında en iyi olan insanlardır. Farklı zeka ve kişilikleri biraraya getirip bir harmoni oluşturmak oldukça önemli bir başarıdır, ki aslında tüm başarıları gerçekleştirecek başarı da budur diyebiliriz. Eğer Google ailesine dahil olmayı başardıysanız, artık kendinizi en iyiler ailesinde sayarsınız ve siz de –ailenin tabiriyle– bir Googler olmuşsunuzdur. Googler olmak, elde ettiğiniz başarıları her zaman takım çalışmasının bir neticesi olarak görmek ve başarıları yeterli bulmamak da demektir. Konuşacağınız her Googler size önce bundan bahsedecektir.
En İyi Marka ve En Sık Kullanılan Fiil: Google
Daha önce de söylediğimiz gibi Google artık sadece bir marka değil, fiil olarak da tarihe geçmiş bir başarı öyküsüdür. Sadece iyi pazarlamanın bir neticesi değil, bir işi ehline verince nasıl bir netice alınacağının ispatıdır. Büyümek ve sektöründe en iyi olmak isteyen şirketlerin ve girişimcilerin, Google’ın başarı öyküsünü iyi analiz etmesini şiddetle tavsiye ediyorum. Aynı hataları tekrarlamamak için hata yapanlara bakıp ders almak ne kadar gerekliyse, başarıya ulaşmak için en başarılı olanları analiz etmek ve örnek almak da o kadar gereklidir. Başarı için Google analiziyle başlayabilirsiniz.
MUSTAFA GERDAN
Alıntıdır.
17 Aralık 2013
Sistem - 8 GB usb belleği FAT dosya tipinde formatlama
Windows command prompt ekranında
"format x: /fs:FAT" şeklinde formatlama işlemi çalışmamaktadır. "The volume is too big for FAT16/12" şeklinde uyarı vermektedir.
Farklı yöntem olarak DISKPART dos uygulamasını kullanarak 2 gb alanı set ederek fat ile formatlama yapabiliyoruz; windows command prompt'da diskpart şeklinde yazıyoruz:
Adımlar:
http://superuser.com/questions/202160/how-do-i-format-my-8gb-usb-drive-to-fat-fat16-in-windows-7
http://www.instructables.com/id/How-to-format-a-usb-memory-stick-to-FAT/
"format x: /fs:FAT" şeklinde formatlama işlemi çalışmamaktadır. "The volume is too big for FAT16/12" şeklinde uyarı vermektedir.
Farklı yöntem olarak DISKPART dos uygulamasını kullanarak 2 gb alanı set ederek fat ile formatlama yapabiliyoruz; windows command prompt'da diskpart şeklinde yazıyoruz:
Adımlar:
DISKPART> list disk
Disk ### Status Size Free Dyn Gpt
-------- ---------- ------- ------- --- ---
Disk 0 Online 40 GB 0 B
Disk 1 Online 7538 MB 0 B
DISKPART> select disk 1
Disk 1 is now the selected disk.
DISKPART> list part
Partition ### Type Size Offset
------------- ---------------- ------- -------
Partition 1 Primary 500 MB 1024 KB
DISKPART> clean
DiskPart succeeded in cleaning the disk.
DISKPART> create part primary size=500
DiskPart succeeded in creating the specified partition.
DISKPART> active
DiskPart marked the current partition as active.
DISKPART> format fs=fat quick
100 percent completed
DiskPart successfully formatted the volume.
DISKPART> assign
DiskPart successfully assigned the drive letter or mount point.
This creates a 500MB FAT partition as the only one on the disk.
Kaynaklar:list part is only used to make sure I selected the right disk (and the Size shown was from a previous attempt; yours will say something else closer to the full size).http://superuser.com/questions/202160/how-do-i-format-my-8gb-usb-drive-to-fat-fat16-in-windows-7
http://www.instructables.com/id/How-to-format-a-usb-memory-stick-to-FAT/
01 Kasım 2013
WCF, Web Servis - ..more than one endpoint configuration... hatası
Bir .asmx web servisine Service Reference yöntemiyle eklediğimizde app.config veya web.config dosyasına o web servisi için 2 tane endpoint tanımı eklenmektedir.
Uygulamayı çalıştırıp, web servisini çağırdığımızda aşağıdaki gibi hata alınmaktadır:
An endpoint configuration section for contract '...' could not be loaded because more than one endpoint configuration for that contract was found. Please indicate the preferred endpoint configuration section by name.
Uygulamayı çalıştırıp, web servisini çağırdığımızda aşağıdaki gibi hata alınmaktadır:
An endpoint configuration section for contract '...' could not be loaded because more than one endpoint configuration for that contract was found. Please indicate the preferred endpoint configuration section by name.
Uygulama, Web servisine bağlanınca hangi enpoint tanımı ile bağlanacağını tespit edemediğinden bu hata oluşmaktadır.
Örnek kod:
private void button1_Click(object sender, EventArgs e)
{
ServiceReference2.ConvertTemperatureSoapClient service2 = new ConvertTemperatureSoapClient();
double result2 = service2.ConvertTemp(60.5, TemperatureUnit.degreeCelsius, TemperatureUnit.degreeFahrenheit);
}
App.config bilgileri:
<system.serviceModel>
<bindings>
<basicHttpBinding>
<binding name="ConvertTemperatureSoap" />
</basicHttpBinding>
<customBinding>
<binding name="ConvertTemperatureSoap12">
<textMessageEncoding messageVersion="Soap12" />
<httpTransport />
</binding>
</customBinding>
</bindings>
<client>
<endpoint address="http://www.webservicex.net/ConvertTemperature.asmx"
binding="basicHttpBinding" bindingConfiguration="ConvertTemperatureSoap"
contract="ServiceReference2.ConvertTemperatureSoap" name="ConvertTemperatureSoap" />
<endpoint address="http://www.webservicex.net/ConvertTemperature.asmx"
binding="customBinding" bindingConfiguration="ConvertTemperatureSoap12"
contract="ServiceReference2.ConvertTemperatureSoap" name="ConvertTemperatureSoap12" />
</client>
</system.serviceModel>
Çözüm:
App.config dosyasında Sarı renkle işaretlediğimiz endpoint tanımını pasif veya sildiğimizde sorun düzelmektedir. Veya Kod ile bağlanırken hangi konfigurasyon bilgisi ile bağlanılacağını belirtmek gerekmektedir.
Kaynaklar:
16 Ekim 2013
Sektörel - Yenilik kültü
Yenilik üretememenin başarısızlığın temel işareti olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu tür bir başarısızlık şirketlerin iflasını ya da güzel bir kariyerin sonunu getirebiliyor.
Çoğumuz bu hıza yetişemediğimizi, değişim cephesinde olanlara hâkim olmadığımızı, hem işimizde hem de teknolojiyle ilişkimizde geri kaldığımızı hissediyoruz. Bu yazıda “yenilik” olarak kullandığım kelimenin İngilizcesi “innovation” olup Türkçede bazen “inovasyon” olarak da geçer. Günümüzde çoğu sohbette geçen bu kelimenin anlamını bir daha düşünmeliyiz. Yenilik çoğu zaman icat ile karıştırılıyor. Yenilik icat değil, mevcut bir ürün ya da yöntemin insanların hayatında etki yaratacak bir biçimde geliştirilmesidir. Steve Jobs mp3 çaları icat etmemiştir ama iPod'la mp3 çalarları kullanma biçimimizi tamamen değiştirmiştir.
Yenilik teknolojik, bilimsel, endüstriyel, iktisadi, örgütsel hatta toplumsal olabilir. Burada yenilik kültü olarak adlandırılan olgu, girişimcilik alanına ait. Yenilik modası belki de çok gelişmiş iPhone'larımız, sofistike arama motorlarımız ya da dijital aletlerimizden çok bu ürünlerin arkasındaki isimlerle ilgili. Bu olgunun sosyal olarak ilgimizi çekebilmesi için ona dair iyi bir anlatımın bulunması gerekir. Steve Jobs gibi ilginç isimler, Apple gibi markalar tam da bunu sağlar.
Apple kurulduğundan beri toplum olarak yenilik anlayışımız üzerinde hâkim oldu. Steve Jobs, Apple'ın tüm devrimci girişimlerinin arkasındaki dâhi olarak tüm dünyaca tanındı ve yenilik dünyasının yenilmez şampiyonu oldu. Jobs 21. yüzyıl toplumunun en çok değer verdiği kavramları simgeliyor: yaratıcılık, orijinallik, tasarım ve korkusuzca değişime yol açmak. Yenilik kavramına olan hayranlığımızın örneklerini görmek için son günlerde en yenilikçi girişimlere adanmış üç filmden söz etmeliyiz: Facebook (The Social Network/Sosyal Ağ), Google (The Intership/Staj) ve Apple (Jobs). Joshua Michael Stern'in yönettiği ve Ashton Kutcher'ın Steve Jobs'ı oynadığı Jobs, Jobs'ın hırslı genç bir adamdan çok başarılı bir Apple yöneticisine dönüşümünün ne yazık ki başarısız şekilde anlatılmış bir hikâyesi. Ne var ki, film, bu karizmatik liderin hayatına dair sırları aydınlatmadığı gibi pek eğlendirici de değil.Çok daha başarılı bir girişimcilik hikâyesi ise David Fincher'ın çektiği The Social Network'te görülmekte. Bir grup 20'li yaşlarda kolej öğrencisinin nasıl olup da milyar dolarlık bir şirketi yönettiklerinin hikâyesini aktaran filmde heyecan verici ve korkusuz girişimciler gördük. İzleyici olarak kendi kapitalist rüyalarımız ve hırslarımız bu tür başarı öykülerinde yansıtılıyor. Bu anlatılar bize kendi devrimci vizyonlarının peşinden giden büyük dehaları gösteriyor, hem bizi eğlendiriyor hem de kendi girişimcilik arzularımızı dürtüyor.
İDOLLERİN SAHTE DÜNYASI MI?
Sadece Apple ya da Facebook hakkında konuşmak yine de sıkıcı. Apple dünyanın en çok sevilen markalarından biri olabilir, fakat ancak idoller söz konusu olduğunda empati kurmaya başlarız. Dünyanın en değerli şirketlerinin birinin arkasındaki adam olan Steve Jobs daha önce görülmemiş bir kullanıcı deneyimi yaratmak için tasarımın sınırlarını zorlamasıyla biliniyor. İlk iMac'lerin çıktığını hâlâ hatırlayan şanslı kişiler neredeyse bir bilimkurgu filminden çıkmış gibi gözüken yarı-transparan bu renkli bilgisayarların ne kadar devrimci olduğunu da hatırlarlar. Steve Jobs sadece teknolojiyi yeniden icat ettiği için değil, aynı zamanda hayatımızı daha iyi ve daha eğlenceli kılan ürünler yarattı ve onu alkışlayan kalabalıkların önünde “Farklı Düşünün” dediği için hepimizin kahramanı oldu. Böylece Jobs “dijital devrimin babası” ve “yenilik ustası” olarak tarihe geçti. Silikon Vadisi teknolojik ve dijital devrimi sürükleyen bir yer olarak aynı zamanda yeniliğin de en çok ortaya çıktığı yer. Yeni Amerika Rüyası olan girişimciliğin sembolü. Bu dünyaya yeni giren binlerce insan kendini bu vadinin kurtlar sofrasına atıyor. Hepsi de yeni Google'ı yaratmayı umuyor. Binlercesi başarısız oluyor. Fakat insanlar hâlâ bu rüyaya tutunuyorlar çünkü Jobs ve Facebook'un kurucusu Zuckerberg'in hikâyeleri bize büyük fikirlerin bireylerden çıkabildiğini gösteriyor. Yatırım üzerine konuşmadan yenilikten bahsetmek büyük hata olur. Zira büyük yatırımlar olmadan yenilik gerçekleşemez. Steve Jobs'ın hayatı bu bağlantıyı ilk defa açıkça gösteriyor. İlk önceleri, projeleri yatırımcıların gereksiz harcamaya dair kaygıları nedeniyle yönetim kurulunun onayını alamıyordu. Yeniliğin bedeli doğal olarak yüksek. Çılgın bir fikri uzun süre boyunca desteklemek sadece büyük şirketlerin karşılayabileceği bir ayrıcalık. Yenilik kültünün en zirvesinde olduğumuz bugünlerde ilerlemenin pek de gerçekleşmediğine inanan karamsarlar var. Onlar, toplumum 20. yüzyıldan sonra uzun sürecek bir teknolojik duraklama dönemine girdiğini iddia ediyorlar.
Paypal'in kurucusu ve yöneticisi, aynı zamanda Facebook'un ilk yatırımcılarından Peter Thiel, geçtiğimiz kırk yılda bilim ve teknolojinin düşüşte olduğunu düşünüyor. Bunun sorumlularından birinin de devlet olduğunu öne sürüyor. 2011 tarihli “Geleceğin Sonu” adlı makalesinde hükümetlerin getirdiği düzenlemelere ve araştırma ve geliştirme alanlarındaki yatırım eksikliğine işaret ediyor. Thiel, Amerika'nın risk almaktan kaçınan bir topluma dönüştüğünü, İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş sırasında nükleer silahlar ve benzeri silahları inşa etmek amacıyla yaptığı bilimsel araştırmalara artık yatırım yapmadığını düşünüyor. Thiel ve bir Silikon Vadisi Girişim Sermayesi şirketi olan Founder's Fund'da çalışan meslektaşları günümüzde girişimlere aktarılan sermaye konusunda şunu söylüyorlar: “Uçan arabalar istiyorduk onun yerine 140 karakterimiz oldu.” Thiel, hükümeti solcu kültürel siyasete teslim olmak ve sağlık harcamaları gibi konulara öncelik vermekle suçluyor.
Eğer Thiel'in muhafazakâr yaklaşımını bir kenara bırakırsak duraklama fikrinde haklı olabileceğini görürüz. Sanayi devriminden dijital devrime geçerken büyüme hızı ciddi oranda düştü. Tyler Cowen, “Büyük Duraklama: Amerika modern tarihin tüm olgun armutlarına nasıl kondu, hasta oldu ve sonunda kendini daha iyi hissetti” adlı kitabında aynı iddiayı öne sürüyor. Amerika'nın toprak bolluğu, 18. ve 19. yüzyılların bilimsel gelişmelerinden kaynaklanan arka arkaya gelen icatlar ve insanların daha önce erişemedikleri eğitime erişmeleri nedeniyle çok hızlı bir gelişim yaşadığını iddia ediyor. Yeniliklerin azalmasıyla Amerika ve diğer ileri ekonomilerde de bu büyüme durdu.
Sonuç olarak gerçekten yenilikçi zamanlarda mı yaşıyoruz yoksa Silikon Vadisi'nin başarılı girişimcilik öyküleri bizim gözümüzü mü boyuyor? Bu olguya toplumsal ve tarihsel açıdan yaklaştığımızda ilerlemeyi dijital dünyanın hızlı değişimleriyle karıştırmadan nasıl ölçebiliriz? Belki de en son uygulamaları kullanmayı bilmiyor olmamız teknolojinin bizim kavrayışımızın ötesinde geliştiği anlamına gelmiyordur. Bu tür soruları ekonomistler ve tarihçilere bırakabiliriz. Bugün için kesin olan şey yenilik idollerinin hayatlarıyla eğlendiğimiz. Bu başarılı girişimcilik öyküleri bizim için hem bir eğlence biçimi hem de kültürel bir ilham kaynağı olmakta.
ZEYNEP ZILELI RABANEA
Alıntı:
http://www.zaman.com.tr/yorum_yenilik-kultu_2151196.html
Çoğumuz bu hıza yetişemediğimizi, değişim cephesinde olanlara hâkim olmadığımızı, hem işimizde hem de teknolojiyle ilişkimizde geri kaldığımızı hissediyoruz. Bu yazıda “yenilik” olarak kullandığım kelimenin İngilizcesi “innovation” olup Türkçede bazen “inovasyon” olarak da geçer. Günümüzde çoğu sohbette geçen bu kelimenin anlamını bir daha düşünmeliyiz. Yenilik çoğu zaman icat ile karıştırılıyor. Yenilik icat değil, mevcut bir ürün ya da yöntemin insanların hayatında etki yaratacak bir biçimde geliştirilmesidir. Steve Jobs mp3 çaları icat etmemiştir ama iPod'la mp3 çalarları kullanma biçimimizi tamamen değiştirmiştir.
Yenilik teknolojik, bilimsel, endüstriyel, iktisadi, örgütsel hatta toplumsal olabilir. Burada yenilik kültü olarak adlandırılan olgu, girişimcilik alanına ait. Yenilik modası belki de çok gelişmiş iPhone'larımız, sofistike arama motorlarımız ya da dijital aletlerimizden çok bu ürünlerin arkasındaki isimlerle ilgili. Bu olgunun sosyal olarak ilgimizi çekebilmesi için ona dair iyi bir anlatımın bulunması gerekir. Steve Jobs gibi ilginç isimler, Apple gibi markalar tam da bunu sağlar.
Apple kurulduğundan beri toplum olarak yenilik anlayışımız üzerinde hâkim oldu. Steve Jobs, Apple'ın tüm devrimci girişimlerinin arkasındaki dâhi olarak tüm dünyaca tanındı ve yenilik dünyasının yenilmez şampiyonu oldu. Jobs 21. yüzyıl toplumunun en çok değer verdiği kavramları simgeliyor: yaratıcılık, orijinallik, tasarım ve korkusuzca değişime yol açmak. Yenilik kavramına olan hayranlığımızın örneklerini görmek için son günlerde en yenilikçi girişimlere adanmış üç filmden söz etmeliyiz: Facebook (The Social Network/Sosyal Ağ), Google (The Intership/Staj) ve Apple (Jobs). Joshua Michael Stern'in yönettiği ve Ashton Kutcher'ın Steve Jobs'ı oynadığı Jobs, Jobs'ın hırslı genç bir adamdan çok başarılı bir Apple yöneticisine dönüşümünün ne yazık ki başarısız şekilde anlatılmış bir hikâyesi. Ne var ki, film, bu karizmatik liderin hayatına dair sırları aydınlatmadığı gibi pek eğlendirici de değil.Çok daha başarılı bir girişimcilik hikâyesi ise David Fincher'ın çektiği The Social Network'te görülmekte. Bir grup 20'li yaşlarda kolej öğrencisinin nasıl olup da milyar dolarlık bir şirketi yönettiklerinin hikâyesini aktaran filmde heyecan verici ve korkusuz girişimciler gördük. İzleyici olarak kendi kapitalist rüyalarımız ve hırslarımız bu tür başarı öykülerinde yansıtılıyor. Bu anlatılar bize kendi devrimci vizyonlarının peşinden giden büyük dehaları gösteriyor, hem bizi eğlendiriyor hem de kendi girişimcilik arzularımızı dürtüyor.
İDOLLERİN SAHTE DÜNYASI MI?
Sadece Apple ya da Facebook hakkında konuşmak yine de sıkıcı. Apple dünyanın en çok sevilen markalarından biri olabilir, fakat ancak idoller söz konusu olduğunda empati kurmaya başlarız. Dünyanın en değerli şirketlerinin birinin arkasındaki adam olan Steve Jobs daha önce görülmemiş bir kullanıcı deneyimi yaratmak için tasarımın sınırlarını zorlamasıyla biliniyor. İlk iMac'lerin çıktığını hâlâ hatırlayan şanslı kişiler neredeyse bir bilimkurgu filminden çıkmış gibi gözüken yarı-transparan bu renkli bilgisayarların ne kadar devrimci olduğunu da hatırlarlar. Steve Jobs sadece teknolojiyi yeniden icat ettiği için değil, aynı zamanda hayatımızı daha iyi ve daha eğlenceli kılan ürünler yarattı ve onu alkışlayan kalabalıkların önünde “Farklı Düşünün” dediği için hepimizin kahramanı oldu. Böylece Jobs “dijital devrimin babası” ve “yenilik ustası” olarak tarihe geçti. Silikon Vadisi teknolojik ve dijital devrimi sürükleyen bir yer olarak aynı zamanda yeniliğin de en çok ortaya çıktığı yer. Yeni Amerika Rüyası olan girişimciliğin sembolü. Bu dünyaya yeni giren binlerce insan kendini bu vadinin kurtlar sofrasına atıyor. Hepsi de yeni Google'ı yaratmayı umuyor. Binlercesi başarısız oluyor. Fakat insanlar hâlâ bu rüyaya tutunuyorlar çünkü Jobs ve Facebook'un kurucusu Zuckerberg'in hikâyeleri bize büyük fikirlerin bireylerden çıkabildiğini gösteriyor. Yatırım üzerine konuşmadan yenilikten bahsetmek büyük hata olur. Zira büyük yatırımlar olmadan yenilik gerçekleşemez. Steve Jobs'ın hayatı bu bağlantıyı ilk defa açıkça gösteriyor. İlk önceleri, projeleri yatırımcıların gereksiz harcamaya dair kaygıları nedeniyle yönetim kurulunun onayını alamıyordu. Yeniliğin bedeli doğal olarak yüksek. Çılgın bir fikri uzun süre boyunca desteklemek sadece büyük şirketlerin karşılayabileceği bir ayrıcalık. Yenilik kültünün en zirvesinde olduğumuz bugünlerde ilerlemenin pek de gerçekleşmediğine inanan karamsarlar var. Onlar, toplumum 20. yüzyıldan sonra uzun sürecek bir teknolojik duraklama dönemine girdiğini iddia ediyorlar.
Paypal'in kurucusu ve yöneticisi, aynı zamanda Facebook'un ilk yatırımcılarından Peter Thiel, geçtiğimiz kırk yılda bilim ve teknolojinin düşüşte olduğunu düşünüyor. Bunun sorumlularından birinin de devlet olduğunu öne sürüyor. 2011 tarihli “Geleceğin Sonu” adlı makalesinde hükümetlerin getirdiği düzenlemelere ve araştırma ve geliştirme alanlarındaki yatırım eksikliğine işaret ediyor. Thiel, Amerika'nın risk almaktan kaçınan bir topluma dönüştüğünü, İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş sırasında nükleer silahlar ve benzeri silahları inşa etmek amacıyla yaptığı bilimsel araştırmalara artık yatırım yapmadığını düşünüyor. Thiel ve bir Silikon Vadisi Girişim Sermayesi şirketi olan Founder's Fund'da çalışan meslektaşları günümüzde girişimlere aktarılan sermaye konusunda şunu söylüyorlar: “Uçan arabalar istiyorduk onun yerine 140 karakterimiz oldu.” Thiel, hükümeti solcu kültürel siyasete teslim olmak ve sağlık harcamaları gibi konulara öncelik vermekle suçluyor.
Eğer Thiel'in muhafazakâr yaklaşımını bir kenara bırakırsak duraklama fikrinde haklı olabileceğini görürüz. Sanayi devriminden dijital devrime geçerken büyüme hızı ciddi oranda düştü. Tyler Cowen, “Büyük Duraklama: Amerika modern tarihin tüm olgun armutlarına nasıl kondu, hasta oldu ve sonunda kendini daha iyi hissetti” adlı kitabında aynı iddiayı öne sürüyor. Amerika'nın toprak bolluğu, 18. ve 19. yüzyılların bilimsel gelişmelerinden kaynaklanan arka arkaya gelen icatlar ve insanların daha önce erişemedikleri eğitime erişmeleri nedeniyle çok hızlı bir gelişim yaşadığını iddia ediyor. Yeniliklerin azalmasıyla Amerika ve diğer ileri ekonomilerde de bu büyüme durdu.
Sonuç olarak gerçekten yenilikçi zamanlarda mı yaşıyoruz yoksa Silikon Vadisi'nin başarılı girişimcilik öyküleri bizim gözümüzü mü boyuyor? Bu olguya toplumsal ve tarihsel açıdan yaklaştığımızda ilerlemeyi dijital dünyanın hızlı değişimleriyle karıştırmadan nasıl ölçebiliriz? Belki de en son uygulamaları kullanmayı bilmiyor olmamız teknolojinin bizim kavrayışımızın ötesinde geliştiği anlamına gelmiyordur. Bu tür soruları ekonomistler ve tarihçilere bırakabiliriz. Bugün için kesin olan şey yenilik idollerinin hayatlarıyla eğlendiğimiz. Bu başarılı girişimcilik öyküleri bizim için hem bir eğlence biçimi hem de kültürel bir ilham kaynağı olmakta.
ZEYNEP ZILELI RABANEA
Alıntı:
http://www.zaman.com.tr/yorum_yenilik-kultu_2151196.html
11 Ekim 2013
Visual Studio 2012 - Microsoft.VisualStudio.Editor.Implementation.EditorPackage' package did not load correctly hatası
PC'de güncellemeden sonra bilgisayarımı aç kapa yaptım. Visual studio 2012, Microsoft.VisualStudio.Editor.Implementation.EditorPackage' package did not load correctly şeklinde hata verdi.
Hatanın çözümü:
%LOCALAPPDATA%\Microsoft\VisualStudio\11.0\ComponentModelCache klasörü içindekileri silip, visual studio'da yeniden başlattıktan sorun düzeldi.
Kaynak:
http://social.msdn.microsoft.com/Forums/vstudio/en-US/6c1b2d94-5338-47c0-b148-0cf46b4a47d5/microsoftvisualstudioeditorimplementationeditorpackage-package-did-not-load-correctly
Hatanın çözümü:
%LOCALAPPDATA%\Microsoft\VisualStudio\11.0\ComponentModelCache klasörü içindekileri silip, visual studio'da yeniden başlattıktan sorun düzeldi.
Kaynak:
http://social.msdn.microsoft.com/Forums/vstudio/en-US/6c1b2d94-5338-47c0-b148-0cf46b4a47d5/microsoftvisualstudioeditorimplementationeditorpackage-package-did-not-load-correctly
23 Eylül 2013
IIS - Asp.net web uygulaması process'lerinin ram kullanımını artırma
IIS Manager'da
Sitenin kullandığı Application Pool -> sağ tıkla -> Advanced Settings -> Recycling kısmında:
Private Memory Limit (KB)
ve
Virtual Memeory Limit (KB)
değerlerini set ederek yapıyoruz.
Varsayılan olarak bu değerler 0'dır. Ancak uygulama Private Memory Limit olarak maksimum 800 mb olarak kullanabilmektedir.
--
Kaynak:
http://stackoverflow.com/questions/15495243/too-much-memory-usage-of-iis-application-pool
ASP.NET Performance Monitoring, and When to Alert Administrators
http://msdn.microsoft.com/en-us/library/ms972959.aspx#monitor_perf_topic12
Asp.Net Memory Limit
http://jesperen.wordpress.com/2007/12/10/aspnet-memory-limit/
maximum RAM avaiable for an asp.net app
http://stackoverflow.com/questions/6434506/maximum-ram-avaiable-for-an-asp-net-app
Sitenin kullandığı Application Pool -> sağ tıkla -> Advanced Settings -> Recycling kısmında:
Private Memory Limit (KB)
ve
Virtual Memeory Limit (KB)
değerlerini set ederek yapıyoruz.
Varsayılan olarak bu değerler 0'dır. Ancak uygulama Private Memory Limit olarak maksimum 800 mb olarak kullanabilmektedir.
--
You are not actually using 2GB of RAM. That is merely the allowed address space for this process.Private Bytes is the measure of RAM usage (so, 90MB in this case).
From the PerfMon definition for Virtual Bytes:
Virtual Bytes - Virtual Bytes is the current size, in bytes, of the virtual address space the process is using. Use of virtual address space does not necessarily imply corresponding use of either disk or main memory pages. Virtual space is finite, and the process can limit its ability to load libraries.
-- Kaynak:
http://stackoverflow.com/questions/15495243/too-much-memory-usage-of-iis-application-pool
ASP.NET Performance Monitoring, and When to Alert Administrators
http://msdn.microsoft.com/en-us/library/ms972959.aspx#monitor_perf_topic12
Asp.Net Memory Limit
http://jesperen.wordpress.com/2007/12/10/aspnet-memory-limit/
maximum RAM avaiable for an asp.net app
http://stackoverflow.com/questions/6434506/maximum-ram-avaiable-for-an-asp-net-app
21 Eylül 2013
Sistem - Windows Task Scheduler'da oluşan 0x8007052e hatası
Task'da kullanılan windows user'ın kullanıcı adı veya şifresinde oturum açmak problem olduğunda 0x8007052e, 2147943726, Task Start Failed, Launch Failure şeklinde hata vermektedir.
Eğer kullanıcının şifresini yeniden set ettiğinizde aynı problem yeniden oluşmaktadır. Bunun için task'daki user'ın şifresini yeniden set etmek gerekmektedir.
--
If you have not changed your Windows login password, this error suggests corruption in the database the Windows Task Scheduler uses to store credentials. You may be able to recover by deleting and re-creating the applicable Schedule(d Task), but users' reports (and web searches) tend to suggest that if this starts happening spontaneously, it may recur. It is possible only a Windows re-install will cure it. Note that the Windows Task Scheduler is not part of our software, it is part of your system.
--
Kaynaklar:
http://support.2brightsparks.com/knowledgebase/articles/214258-logon-failure-unknown-user-name-0x8007052e
Using Windows 7 Task Scheduler – Run Programs At A Specific Time
http://www.ampercent.com/using-windows-7-task-scheduler-to-run-any-installed-program/7744/
Task Scheduler Changes in Windows Vista and Windows Server 2008 – Part Three
http://blogs.technet.com/b/askperf/archive/2009/03/17/task-scheduler-changes-in-windows-vista-and-windows-server-2008-part-three.aspx
Eğer kullanıcının şifresini yeniden set ettiğinizde aynı problem yeniden oluşmaktadır. Bunun için task'daki user'ın şifresini yeniden set etmek gerekmektedir.
--
Logon failure: unknown user name or bad password. (0x8007052E)
Your Windows login password has likely changed, so you need to update the Scheduled Task to use your new password. Windows does not automatically update the passwords of Scheduled Tasks when you change your password. To update the schedules:
- Select the scheduled profile in the main window
- Click the Schedule button
- Click the Edit Schedule button
- For Windows XP and 2003: click the Set Password... button and enter your new Windows login password
- For Windows Vista and newer: click OK and you will be prompted for your new Windows login password
Note that if you are using Windows Vista or newer then you only need to correct the password for one Schedule. All the other Schedules using that username are automatically updated by Windows to use the new password. However, if you are using Windows XP/2003, then you must correct the password for every Schedule using that username.
If you have not changed your Windows login password, this error suggests corruption in the database the Windows Task Scheduler uses to store credentials. You may be able to recover by deleting and re-creating the applicable Schedule(d Task), but users' reports (and web searches) tend to suggest that if this starts happening spontaneously, it may recur. It is possible only a Windows re-install will cure it. Note that the Windows Task Scheduler is not part of our software, it is part of your system.
--
Kaynaklar:
http://support.2brightsparks.com/knowledgebase/articles/214258-logon-failure-unknown-user-name-0x8007052e
Using Windows 7 Task Scheduler – Run Programs At A Specific Time
http://www.ampercent.com/using-windows-7-task-scheduler-to-run-any-installed-program/7744/
Task Scheduler Changes in Windows Vista and Windows Server 2008 – Part Three
http://blogs.technet.com/b/askperf/archive/2009/03/17/task-scheduler-changes-in-windows-vista-and-windows-server-2008-part-three.aspx
19 Eylül 2013
itextsharp - Asp.net ile pdf çıkışı alınca oluşan "Document has no pages" hatası
Asp.net uygulamasında bir data source kaynağını pdf olarak kaydetmek istedim, türkçe karakter problemi olmaması için arial unicode font'unu kullandım. Çalıştırınca "Document has no pages" şeklinde hata oluştu. Bu hata itextsharp kütüphanesinin pdf'i üretirken font yükleyememe, fontu okuyamama gibi sorundan olduğunu anladım. Sorunun düzelmesi için custom font'u itextsharp'a kayıt etmek gereklidir.
Örnek kod:
BaseFont baseFont = BaseFont.CreateFont(System.Web.HttpContext.Current.Request.PhysicalApplicationPath + @"Fonts\ARIALUNI.TTF", BaseFont.IDENTITY_H, false);
Font fontTimesForHeader = new Font(baseFont, 14, Font.NORMAL, BaseColor.BLACK);
Font font1 = new Font(baseFont, 8, Font.NORMAL, BaseColor.BLACK);
// font'u kaydetme
FontFactory.RegisterDirectory(
System.Web.HttpContext.Current.Request.PhysicalApplicationPath + @"Fonts", true);
FontFactory.Register(System.Web.HttpContext.Current.Request.PhysicalApplicationPath + @"Fonts\ARIALUNI.TTF", "Arial Unicode MS");
FontFactory.RegisterFamily("Arial Unicode MS", "Arial Unicode MS", System.Web.HttpContext.Current.Request.PhysicalApplicationPath + @"Fonts\ARIALUNI.TTF");
ARIALUNI.TTF font dosyasını asp.net uygulamasının ana klasörünün altına, Fonts diye klasör oluşturup, içine yerleştirdim.
Örnek kod:
BaseFont baseFont = BaseFont.CreateFont(System.Web.HttpContext.Current.Request.PhysicalApplicationPath + @"Fonts\ARIALUNI.TTF", BaseFont.IDENTITY_H, false);
Font fontTimesForHeader = new Font(baseFont, 14, Font.NORMAL, BaseColor.BLACK);
Font font1 = new Font(baseFont, 8, Font.NORMAL, BaseColor.BLACK);
// font'u kaydetme
FontFactory.RegisterDirectory(
System.Web.HttpContext.Current.Request.PhysicalApplicationPath + @"Fonts", true);
FontFactory.Register(System.Web.HttpContext.Current.Request.PhysicalApplicationPath + @"Fonts\ARIALUNI.TTF", "Arial Unicode MS");
FontFactory.RegisterFamily("Arial Unicode MS", "Arial Unicode MS", System.Web.HttpContext.Current.Request.PhysicalApplicationPath + @"Fonts\ARIALUNI.TTF");
ARIALUNI.TTF font dosyasını asp.net uygulamasının ana klasörünün altına, Fonts diye klasör oluşturup, içine yerleştirdim.
Türkçe karakter unicode değerleri
public string TurkceKarakterUnicodeCevrimi(string text)
{
text = text.Replace("İ", "\u0130");
text = text.Replace("ı", "\u0131");
text = text.Replace("Ş", "\u015e");
text = text.Replace("ş", "\u015f");
text = text.Replace("Ğ", "\u011e");
text = text.Replace("ğ", "\u011f");
text = text.Replace("Ö", "\u00d6");
text = text.Replace("ö", "\u00f6");
text = text.Replace("ç", "\u00e7");
text = text.Replace("Ç", "\u00c7");
text = text.Replace("ü", "\u00fc");
text = text.Replace("Ü", "\u00dc");
return text;
}
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














